İnsan İsterse, Allah'ın İzniyle, Ruh Gücünü Alabildiğine Artırabilir

İnsanın tüm ahlakı, kişiliği, kendine özgü özellikleri, huyları, zevkleri ve yetenekleri ruhunda şekillenir. Eğer insan gerçekten isterse, Allah’ın izniyle ruh gücünü artırabilir.

İnsan, ruh gücünü artırmak için ne yapmalıdır?

Ruh gücünün artması insana neler kazandırır? İnsanın maddi ya da manevi her türlü nimetten maksimum lezzetleri alabilmesi ancak ‘ruh gücünü’ artırmasıyla mümkündür. Bu kimse her an, her yerde, karşılaştığı her konuyu, düşünerek; vicdanını ve aklını kullanarak değerlendirir. Ve her güzelliğin, her nimetin hakkını verebilmek için emek harcar. Allah da bu kişinin samimi gayretine karşılık, ona hayatının her aşamasında derin hazlar yaşatır. Sevmek, sevilmek, dost olmak, sırdaş olmak, saygı duymak, karşılıklı güven duymak, Allah’ın insanlar için yarattığı güzelliklerden, dünya hayatının küçük büyük her nimetinden istifade etmek, bu gibi insanlar için adeta sonuna ulaşılamayan bir hazine gibi, çok derin tatlarla doludur. İman edenler için Allah’ın ruhta yarattığı bu heyecan ve duygularda yaşanan derinlik, diğer insanların nimetlerden aldıkları teknik zevklerle kıyas dahi edilemeyecek kadar benzersizdir.

İNSAN RUH GÜCÜNÜ NASIL ARTIRIR? 

İnsanın ruh gücünü artırmasının yolu alabildiğine açıktır. Kararlı olursa, iradesini iyi kullanır ve sabır gösterirse; iman ve ahlak derinliği, hiç tahmin etmediği derecede yüksek bir seviyeye ulaşabilir. Daha önce hiç bilmediği, hiç yaşamadığı bir ruh gücü ve ruh zenginliği elde edebilir. İşte bu kararı verdikten sonra, insanın, ruhunu derinleştirmek, ahlakını güzelleştirmek, kişiliğini geliştirmek için atması gereken belirli adımlar vardır:

Bedeni ve Ruhu Söz Dinlemeye Açık Hale Getirmek: Öncelikle kişi kendi kendine belirli hedefler oluşturmalı ve ne kadar zorlanırsa zorlansın, bunları uygulayabildiğini; nefsine, ruhuna ve bedenine söz geçirebildiğini kendi kendine göstermelidir. Karar verdiği bir konuyu hayata geçirmede taviz vermediğini, irade gösterebildiğini ve vazgeçmediğini kendine ispatlamalıdır. Bu aşamada belirleyeceği hedefler, belirli bir süre boyunca rejim yapmak, düzenli spor yapmak ya da hiç yılmadan çok çalışkan olmak gibi fiziksel birtakım faaliyetler de olabilir. Burada önemli olan, kişinin, irade göstermeye, verdiği bir kararı uygulamaya ve zorlansa da vazgeçmemeye alışmasıdır. Bedenini, eğitime ve söz dinlemeye açık hale getirebilmesidir.

İrade Gücünü Kullanmak: İnsan eğitime açık hale geldikten sonra, bedeni ile birlikte ruhuna da söz geçirmeye başlamalı, bunu başarmak için iradesini sonuna kadar kullanmalıdır. Yine kendisine çeşitli hedefler belirlemeli, beynini bu hedefleri uygulamaya ikna etmelidir. Bunlar hiç sinirlenmemek, güzel bir ses tonu kullanmak, canlı bir üslup benimsemek, özlü ve anlaşılır konuşmaya çalışmak gibi hedefler olabilir. Kişi, ruhunu ve beynini çok hamarat ve çalışkan bir düzeyde tutmaya niyet edebilir. Neşenin ruhunu almaya, herşeye çok iyi niyetle ve iyimser bir gözle bakmaya ve bu bakış açısını bir hayat şekli haline getirmeye karar verebilir. Çevresindeki insanların huzurunu ve mutluluğunu hedeflemeye, kendisinden çok başkalarını düşünen bir ruh halinde yaşamaya yönelebilir. Ve sonuç olarak da ruhunu ve bedenini, tüm bu kararları uygulamaya mecbur edebilir. 

RUH GÜCÜNÜN ARTMASI İNSANA NELER KAZANDIRIR? 

İnsan Allah’ın izni, lütfu ve yardımıyla, dikkatli, iradeli ve kararlı davranarak ruh gücünü çok kısa sürede hatta birkaç gün içinde artırabilir ve çok büyük sonuçlar alabilir. Her sonuç aldığında, bir kez daha niyet ederek, daha derin bir ruh haline ulaşıp, daha derin bir ruh gücü elde edebilir. Ruh gücü arttığında insanın kazandığı pek çok güzel özellikten bazıları şöyledir:

Yüce Allah’la Derin Bir Bağlantı Kurmasına Vesile Olur: İnsanın ruhundaki her derinleşme, Allah’ı çok daha iyi tanıyıp takdir edebilmesine, Rabbimiz’i çok daha derin bir aşk ve sevgiyle sevebilmesine ve çok daha derin bir saygıyla korkup sakınabilmesine vesile olacaktır. Allah’ın yarattıklarındaki güzellikleri, derin anlamları, derin işaretleri çok daha berrak bir gözle görüp, çok daha fazla sevebilmesine imkan sağlayacaktır.

Ruhunda Derin Bir Huzur ve Mutluluk Oluşturur: İnsan ayrıca, ruhunda meydana gelen olumlu değişikliklerden, çevresindeki herkes gibi, kendisi de çok zevk alacaktır. Hayata, dünyaya, olaylara ve insanlara çok daha mutmain bir ruh hali ile yaklaşmanın verdiği derin huzuru ve güzelliği yaşayacaktır. Yaşadığı güzel ahlaktan dolayı, Allah insanların kalbinde o kişiye karşı bir sevgi, şefkat, saygı ve sıcaklık oluşturacaktır.

Daha Güzel Ahlaklı Olmasına Vesile Olur: Bir insan, istediği takdirde çok daha fazla çaba ile kendisini çok güzel yetiştirebilme imkanına sahip olur. Aynı şekilde çok güzel ahlaklı bir insanın da, bunun çok daha üstünde, çok daha derin bir ahlaka sahip olma imkanı da vardır. İnsanın önünde bu konuda bir engel yoktur. Allah bir ayette insanlara “Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah’tan korkup-sakının...” (Teğabün Suresi, 16) buyurmuştur. Dolayısıyla insan, gücünün yettiğinin en fazlasını yapmakla ve en iyisini elde etmeye çalışmakla sorumludur. Derin Allah korkusunu, Allah aşkını, Allah sevgisini, iman heyecanını kalbinde hisseden bir insan, imanından aldığı bu güç ile, -Allah’ın izniyle- ahlakını mükemmelin de üzerinde bir seviyeye ulaştırabilir.

Dünyadaki Nimetleri Hakkıyla Takdir Edebilir: Aklını kullanarak ve düşünerek ruh gücünü arttıran bir insan, kendisine sunulan tüm nimetleri detaylarıyla görebilir. Bu insan herhangi bir nimetle karşılaştığında ruhunda oluşan etki de, kavrayışı oranında detaylı ve derin olur. Bu, dünyadaki her nimet için geçerlidir. Güzel bir insandan, güzel bir manzaradan, benzersiz işlemelerle süslenmiş bir sanat eserinden, güzel bir müzikten, etkileyici bir tasarımdan, sevimli bir hayvandan, yiyeceklerdeki benzersiz tatlardan, göze hitap eden ihtişamlı bir sofradan alınan zevkler, hep bu şekilde insanların ‘ruh gücü’yle doğru orantılıdır.

Manevi Nimetlerden Çok Büyük Lezzet Alır: Sevgiden, saygıdan, vefa ve sadakat duygularından, şefkatten, merhametten, dostluktan, sırdaşlıktan; insanın sevdiği için sabretmesinden, sevdiğinin fedakarlığından, düşkünlüğünden, hoşgörüsünden, tevazusundan, affediciliğinden, dürüstlüğünden, kalenderliğinden, karşı tarafı onore etmesinden, desteklemesinden, güvenmesinden duyulan çok derin hisler vardır. Ruh gücünü arttıran bir insan, bu duyguları büyük bir zevkle değerlendirir ve bunların ruhta oluşturduğu derin heyecanı en yüksek derecede yaşar. 

RUH GÜCÜNÜ ARTIRMANIN İNSANA KAZANDIRDIĞI EN GÜZEL SONUÇ AHİRETTE ORTAYA ÇIKAR 

Ruh gücünü artırmanın insana kazandırdığı dünyadaki bu sonuçların yanı sıra, Allah, Kendi rızası için böyle samimi ve kararlı bir çaba gösteren kullarına inşaAllah ahirette de nimetlerin en güzelini yaratacaktır. Allah Kuran’da iman eden kullarına cennette vereceği nimetleri tarif etmiştir. Cennette insan inşaAllah bütün kusurlarından, eksikliklerinden ve acizliklerinden arındırılmış olarak ve nefsinin her isteyeceği şeye anında sahip olacak biçimde yaratılacaktır. Dünyada kazandığı ruh gücünün ahirette daha da artması ile bu kişilerin cennetteki nimetlerden alacakları zevk de Allah’ın izniyle çok yüksek boyutta olacaktır: “Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.” (Al-i İmran Suresi, 133) 

İNSAN RUHUNDAKİ DERİNLİĞİ KENDİ KENDİSİNE SORDUĞU SORULARLA ÖLÇEBİLİR: 

Allah dünya hayatındaki her türlü güzelliği insanların kullanımına vermiştir. Ancak kimin hangi nimetten ne kadar zevk alacağını, Allah insanların imanları doğrultusunda ‘akletmelerine’ ve ‘düşünmelerine’ bağlı kılmıştır. Ve bu önemli gerçek, dünyadaki tüm maddi ve manevi nimetler için geçerlidir. Kişi Allah’ın dilemesiyle kendisine sorduğu bazı sorularla ruhundaki derinliği tespit edebilir ve ruh gücünü, aklını ve iradesini kullanarak artırabilir. Kişi şu soruları mutlaka kendine sormalıdır:.

• Acaba ben dünyadaki her nimetten olabilecek en fazla zevki alıyor muyum?

• Yoksa benim haberimin olmadığı lezzet boyutları, hiç yaşamadığım derin duygular, derin zevkler var mıdır?

• Üzerinden geçip gittiğim ve hayatımda olduğu halde hiç farkına varmadığım güzellikler var mı?

• Beni adeta bambaşka bir dünyada yaşatabilecek farklı bir bakış açısıyla düşünerek yaşarsam ne kaybederim ya da ne kazanırım?

• Ya da yüzeysel düşünerek, kendimi yormadan, herşeye sathi bir bakış açısıyla bakarak yaşamak bana şu ana kadar ne kazandırdı?

• Sahip olduğum nimetlerden hiç tatmadığım zevkler alabileceksem, neden bu bakış açısını kazanmak için çaba harcamayayım?

Unutulmamalıdır ki insanın maddi ya da manevi her türlü nimetten maksimum lezzetleri alabilmesi ancak ‘iman’ ile mümkündür. İman eden kimse, ‘düşünen insan’ demektir. Her an, her yerde, karşılaştığı her konuyu, düşünerek; vicdanını ve aklını kullanarak değerlendirir. Ve her güzelliğin, her nimetin hakkını verebilmek için emek harcar. Allah da iman eden kişinin bu samimi gayretine karşılık, ona hayatının her aşamasından derin hazlar yaşatır. Sevmek, sevilmek, dost olmak, sırdaş olmak, saygı duymak, karşılıklı güven duymak, Allah’ın insanlar için yarattığı güzelliklerden, dünya hayatının küçük büyük her nimetinden şükrederek istifade etmek, bu gibi insanlar için adeta sonuna ulaşılamayan bir hazine gibi, çok derin tatlarla doludur. İman edenler için Allah’ın ruhta yarattığı bu heyecan ve duygularda yaşanan derinlik, diğer insanların nimetlerden aldıkları teknik zevklerle kıyas dahi edilemeyecek kadar benzersizdir.

Adnan Oktar'ın Arab News'de yayınlanan makalesi:

http://www.arabnews.com/islam-perspective/news/736781

2011-01-01 00:00:00

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top